Uzun metraj ilk filmi olan Pi gerilim dolu bir bilim kurgu yapıtı. Ben izlerken çok gerilsem de film bittiğinde bende oluşan etkiyi çok beğendim. Film baştan sona dikkat gerektiriyor. Gerek diyaloglar olsun gerekse de filmin işlenişinde yatan ayrıntılar olsun hepsi sizden iyi bir dikkat istiyor. Semboller üzerine işlenmiş bir film bu, eğer filmi hollywood filmi gibi değerlendirmek isterseniz size kendini açmayacaktır bu film. Hemen hemen her kare büyük resimde bir şeyleri temsil ediyor.
Buraya kadar film hakkında spoiler vermedim, eğer filmi izlememiş olanlar varsa burdan sonrasını okumasınlar :)
Semboller dedik peki neydi bunlar? Mesela Max'in evindeki bilgisayar odası Max'in kafasının için temsil ediyor. Karmakarışık görüntünün içinde uğraş verilen tek bir hesap... Max'in arkadaşı, belki de üstadı sayılabilecek Sol ise Max'in sıkıştığı, bunaldığı zamanlarda sığındığı bilge. Biraz mantık ve biraz da maneviyat tarafı... Wall Street temsilcileri ise maddiyatı temsil ederken, Musevi grup ise din yönünü resmediyor.
Max tüm hayatını belli bir sayıyı bulmaya adıyor. Sayıya yaklaştığında hayatı daha da daraltılıyor (gerek Wall Street, gerek apartmandakiler gerekse de Musevi grup tarafından). Max'e bu anlamda yardım eden tek yanı mantık ve maneviyatının buluşuğu Sol oluyor. Zaten Max sayıyı bulduğu anda tüm devrelerini yakıyor. Odadaki her şeyi parçalaması da bunu gösteriyor zaten. Sol'un ikinci kalp krizini geçirip ölmesi de buna işaret ediyor. Filmin sonlarına geldiğimizde ise Sol'un ölümünden sonra yani, Max Sol'u dinliyor ve kafasından düşünceleri atmaya çabalıyor. Kafatasına bir matkapla girişmesi de bunun göstergesi tabii. Son sahnede Asyalı küçük kız Max'le yine oyun oynamak istiyor ve Max'e her zamanki çarpmalarından birini soruyor; Max birkaç saniye durup bilmiyorum diyor ve gülümsüyor. Kahramanımız küçükken annesi ona hep güneşe bakmamasını söylüyordu ve filmin sonunda Max yüzünü tekrar güneşe dönüyor.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder