'Başucu kitabı' nedirin cevabı sanırım bu kitap. Önce tüm kadınların sonra da 'kadınları anlayamıyoruz' erkeklerinin okuması şart.
Bu kitap beni 28 yaşında buldu, 28 yaşında keşfettim bir beni daha. Her yaş için şans bu kitap ama eğer ki bir de 20'li yaşların başındaysanız 'kendinizi geliştirmeye, bulmaya' altın bir bilet sayılabilir. Bazen sadece niyet çeker gibi açıyorum bir sayfasını ve okuyorum, bana iyi geldiğini hissediyorum daha okurken.
Kitap kendini sürekli yeniliyor sanki. Ara ara iç sıkıntısında, bazen birine danışmak istendiğinde, rehber arandığında, uzun okuyuşlar yapılamayacak yerlerde, bazen bir çözüm arandığında, belki bazen de bulduğunu sandığında, emin olamadığın bazı anlarda, kısacası her an el altında olması gereken tam bir sağ kol kitabı. (bunu şimdi uydurdum ; 'sağ kol kitabı'?)
İçindeki mit ve hikayelerdeki anlatım şekli, küçük ve hatta büyük anektodlar, biz kadınlara bir şans daha veriyor kendimizi anlama, tanımlama, toplumdaki kadın kalıplarına farklı bir açıdan bakma konusunda.
Eğer kalıba uymaya çalıştıysanız ve bunu beceremediyseniz, şanslı olduğunuz söylenebilir. Bir şekilde dışlanmış biri olabilirsiniz, ama öte yandan ruhunuzu korumuşsunuz. İnsan durmadan uymaya çalışıp başarısız kaldığında, ortaya tuhaf bir fenomen çıkar. Yaban kişi kovulur, ama aynı zamanda psişik ve gerçek akrabalarının -ki bunlar bir çalışma alanı, bir sanat biçimi, bir insan topluluğu olabilir- kollarına da itilmiş olur. İnsanın ait olmadığı bir yerde kalması, bir süre kaybolmuş bir şekilde dolaşıp durarak istediği psişik ve ruhsal akrabalığı aramasından daha kötüdür. Kişinin istediği şeyleri araması asla bir hata değildir. Asla. Clarissa P. Estés
Hypernormal by Banu
İstanbul
26 Tem 2017
13 Haz 2014
Le Week-end
Uzun zamandır buralara uğramıyordum. Uzun zaman oldu özlemişim sanırım yazmayı. Bu zamanda çok film izledim, çok okudum ve bir çok da diziye başladım. Bir süreliğine, çoğunlukla moda hakkında konuştuğum blogumda kültür-sanat festivali yaşamak istiyorum!
İlk bahsedeceğim şey yakın zamanda izlediğim bir film olacak. Geçen günlerde bir arkadaşımla izlediğim bir film; Le Week-end.
30. evlilik yıldönümlerini kutlamak için daha önce balayını geçirdikleri Paris'i tercih eden bir çiftin hikayesini anlatıyor film. Aslında filmin konusu için pek bir şey söylenemeyecek bir film. Ne desem spoiler olacak çünkü :). Sanırım durum hikayesi diyebiliriz film için. Jim Broadbent'in oyunculuğuna hayran kaldım. Hele uzun bir konuşması var filmde! Müthişti. Gerçekten o duyguları konuşarak aktardı karşıya.
Hani bazı şeyler vardır onların hakkında nasıl olduğunu değil de daha çok nasıl hissettirdiğini anlatabiliriz, işte bu da tam öyle bir film. Beni inanılmaz etkiledi. Hem duygulandım, hem eğlendim.
Fazla uzatmadan hemen bir trailer ekliyorum o vakit!
İlk bahsedeceğim şey yakın zamanda izlediğim bir film olacak. Geçen günlerde bir arkadaşımla izlediğim bir film; Le Week-end.
30. evlilik yıldönümlerini kutlamak için daha önce balayını geçirdikleri Paris'i tercih eden bir çiftin hikayesini anlatıyor film. Aslında filmin konusu için pek bir şey söylenemeyecek bir film. Ne desem spoiler olacak çünkü :). Sanırım durum hikayesi diyebiliriz film için. Jim Broadbent'in oyunculuğuna hayran kaldım. Hele uzun bir konuşması var filmde! Müthişti. Gerçekten o duyguları konuşarak aktardı karşıya.
Hani bazı şeyler vardır onların hakkında nasıl olduğunu değil de daha çok nasıl hissettirdiğini anlatabiliriz, işte bu da tam öyle bir film. Beni inanılmaz etkiledi. Hem duygulandım, hem eğlendim.
Fazla uzatmadan hemen bir trailer ekliyorum o vakit!
22 Eki 2013
Hell is the Others
Sevgili Jean-Paul Sartre'nin pek bir sevdiğim cümlesini seçtim başlık olarak kendime ; 'hell is the others' yani cehennem başkalarıdır.
Bazen kendimi riyakar olarak görüyorum. Çeşit çeşit bölünüyor kişiliğim gibi geliyor. Sanki başka başka Banu'lar tanıyorum başka insanların yanında. Sadece bana mı oluyor diye düşünmüştüm aslında. Bunu düşünürken aklıma bir çok film, kitap da geliyor. Mesela Woody Allen'in filmi 'Zelig' ya da Oğuz Atay romanı 'Tehlikeli Oyunlar'... Zelig izleyenler bilir; orada toplum tarafından kabul görmek için vücudu ve zihni kendisine oyun oynayan ve bukalemun gibi değişen bir Woody Allen vardır. Keza 'Tehlikeli Oyunlar'da olan şu diyalog da beni aynı şeyleri düşünmeye itmiştir; 'Ben neyi sevmiyorsam albayım bu adamda hepsi vardı. Adam beni yanına çağırdı; hemen unuttum onu sevmediğimi. Ben ilgi görünce hemen unuturum her şeyi biliyorsunuz albayım.'
Velhasıl başkalarının yanında kabul görme ya da reddedilmeme istekleri ile olduğumuzdan farklı kişiliklere bürünebiliyor ya da bazı özelliklerimizi görmezden gelerek davranabiliyoruz. Bu durumlar da bence psikolojimizi bozan en temel verileri oluşturuyor. İstediğimiz gibi davranamamak, saklanmak anlamına geliyor çünkü. Bir zaman sonra da kendini bastırmak oluyor bu da belki de...
Toplum içinde yaşamak zorunda olan insanlar için 'cehennem diğerleridir' sözünün gerçekçiliği can acıtıyor elbet.
Bu konuya giriş yaptım diye kabul ediyorum. Sayfalarca yazılır bu konu sanırım. Şimdilik bu kadar...
Bazen kendimi riyakar olarak görüyorum. Çeşit çeşit bölünüyor kişiliğim gibi geliyor. Sanki başka başka Banu'lar tanıyorum başka insanların yanında. Sadece bana mı oluyor diye düşünmüştüm aslında. Bunu düşünürken aklıma bir çok film, kitap da geliyor. Mesela Woody Allen'in filmi 'Zelig' ya da Oğuz Atay romanı 'Tehlikeli Oyunlar'... Zelig izleyenler bilir; orada toplum tarafından kabul görmek için vücudu ve zihni kendisine oyun oynayan ve bukalemun gibi değişen bir Woody Allen vardır. Keza 'Tehlikeli Oyunlar'da olan şu diyalog da beni aynı şeyleri düşünmeye itmiştir; 'Ben neyi sevmiyorsam albayım bu adamda hepsi vardı. Adam beni yanına çağırdı; hemen unuttum onu sevmediğimi. Ben ilgi görünce hemen unuturum her şeyi biliyorsunuz albayım.'
Velhasıl başkalarının yanında kabul görme ya da reddedilmeme istekleri ile olduğumuzdan farklı kişiliklere bürünebiliyor ya da bazı özelliklerimizi görmezden gelerek davranabiliyoruz. Bu durumlar da bence psikolojimizi bozan en temel verileri oluşturuyor. İstediğimiz gibi davranamamak, saklanmak anlamına geliyor çünkü. Bir zaman sonra da kendini bastırmak oluyor bu da belki de...
Toplum içinde yaşamak zorunda olan insanlar için 'cehennem diğerleridir' sözünün gerçekçiliği can acıtıyor elbet.
Bu konuya giriş yaptım diye kabul ediyorum. Sayfalarca yazılır bu konu sanırım. Şimdilik bu kadar...
2 Ağu 2013
Muhteşem Ses: Imany
Sesine, tarzına ve tavrına bayıldığım bir kadından bahsetmek istiyorum; Komor adaları asıllı Fransa doğumlu Imany isimli bir şarkıcıdan! Soul ve blues müzikleri harmanlayan muhteşem şarkıları olan bir kadın! Şarkılarını dinlerken kesinlikle hiç sıkılmadım ve bu muhteşem sesi keşfettiğimden beri de 'acaba ne dinlesem' demedim hiç.
Imany mankenlikten şarkıcılığa geçiş yapmış bir isim. Ülkemizdeki örneklerine aldanmamak lazım. Ben de 'manken-şarkıcı' denildiğinde bir ürpermiyor değilim evet bizimkilerden sonra!
Bu şarkısı da fena değilmiş dediğim bir şarkısıyla karşılaşmadım henüz. Hepsi birbirinden güzel şarkıları var. Öyle güzel bir sesi var ki dinlerken etkilememek, düşüncelere dalmamak elde değil.
Velhasıl eğer hala dinlemediyseniz dinleyin, bana teşekkür edeceksiniz :)
Imany mankenlikten şarkıcılığa geçiş yapmış bir isim. Ülkemizdeki örneklerine aldanmamak lazım. Ben de 'manken-şarkıcı' denildiğinde bir ürpermiyor değilim evet bizimkilerden sonra!
Bu şarkısı da fena değilmiş dediğim bir şarkısıyla karşılaşmadım henüz. Hepsi birbirinden güzel şarkıları var. Öyle güzel bir sesi var ki dinlerken etkilememek, düşüncelere dalmamak elde değil.
Velhasıl eğer hala dinlemediyseniz dinleyin, bana teşekkür edeceksiniz :)
30 Tem 2013
Pi - Darren Aronofsky
Bazen siz yönetmene bakarak film seçmezsiniz de seçtiğiniz filmlerin birkaç yönetmende toplandığını farkedersiniz. Durum böyle olunca ufak bir gülümseme belirir yüzünüzde :) Böyle keşfettiğim yönetmenlerden biridir Darren Aronofsky.
Uzun metraj ilk filmi olan Pi gerilim dolu bir bilim kurgu yapıtı. Ben izlerken çok gerilsem de film bittiğinde bende oluşan etkiyi çok beğendim. Film baştan sona dikkat gerektiriyor. Gerek diyaloglar olsun gerekse de filmin işlenişinde yatan ayrıntılar olsun hepsi sizden iyi bir dikkat istiyor. Semboller üzerine işlenmiş bir film bu, eğer filmi hollywood filmi gibi değerlendirmek isterseniz size kendini açmayacaktır bu film. Hemen hemen her kare büyük resimde bir şeyleri temsil ediyor.
Buraya kadar film hakkında spoiler vermedim, eğer filmi izlememiş olanlar varsa burdan sonrasını okumasınlar :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

